Halil Cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halil Cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Rugumun Magaralari


''Ruhumun magaralari hakkinda ne soyleyebilirim?''

''Basimi dinleyecek baska bir yer bulamazsam ruhumun magaralarina cekiliyorum.
Eger bu magaralara girecek cesareti bulan insanlar olursa,
orada sadece bir insanin dizleri ustunde ettigi dualari bulacaktir.''

-Halil Cibran-

Asi Ruhlar


Ozgurluk tahti onunde agaclar, meltemin dokunusuyla titriyorlar.
Ozgurlugun heybeti karsisinda gunes ve ay isigiyla seviniyorlar.
Serceler, ozgurlugu isitmek icin otusuyor,
cicekler ozgurluk ortaminda nefeslerinin kokusunu yayiyor..
Yeryuzundeki hersey, ozgurluk seref ve sevinciyle dolu tabiat kanunlariyla yasiyor..

Oysa insanlar bu nimetten ne kadar yoksun!
Cunku insanlar, bedenleri ve ruhlari icin acimasiz kanunlar cikardilar.
Egilim ve duygulari icin korkunc ve dar zindanlar yaptilar.
Kalpleri ve akillari icin derin ve karanlik mezarlar kazdilar.
Aralarindan birisi kalksa, toplumsal kurallara ve kanunlara karsi ciksa,
hemen onun isyankar, asagilik, toplumdan surulmeye layik,
rezil ve olumu hak eden birisi oldugunu soylerler..

Ancak sevgiyle yasamak ve sevgi icin yasamak dururken,
bir insan, omrunun sonuna ya da zaman onu azat edinceye kadar
kendi koydugu gecersiz kanunlarin kolesi olarak kalabilir mi?
Dikenler ve kafataslari arasinda kendi bedeninin golgesini gormemek icin
gozlerini yere dikerek ya da yuzunu gunese donerek sonsuza kadar durabilir mi?

-Halil Cibran-

Ruhumu Yedi Kez Asagiladim


Ruhumu yedi kez asagiladim:

İlki, onu yukseklere ulasmaktan kacindigini gordugum zamandi...

İkincisi, onu topalin onunde topallarken gordugum zamandi...

Ucuncusu, kolayla zor arasinda secim yapmasi gerekip de kolayi sectigi zamandi...

Dorduncusu, bir yanlis yaptigi ve kendini baskalarinin yanlislariyla avuttugu zamandi...

Besincisi, gucsuzluge sabrettigi ve sabrini guce yordugu zamandi...

Altincisi, bir yuzun cirkinligini hor gordugu ve onun aslinda kendi maskelerinden biri oldugunu anlamadigi zamandi...

Ve yedincisi, bir ovgu sarkisi soyleyip de bunun bir erdem oldugunu sandigi zamandi...

-Halil Cibran-

Ruhum Bana Vaaz Etti..


Ruhum bana vaaz etti ve kendine küfredene dostluk gösteren ama halkın nefret ettiği insanı sevmeyi öğretti.
Ruhum bana Sevgi‘nin sadece sevende değil, sevilende de kendisiyle gururlandığını gösterdi.
Ruhum bana vaaz etmeden önce Sevgi yüreğimde iki çivi arasına gerilmiş ince bir ipti.
Ama şimdi başı sonu, sonu da başı olan bir hale oldu.
Bu hale bütün varlıkları çevreler ve bundan sonra var olacakları da kucaklamak üzere yavaş yavaş genişler.
Ruhum bana öğüt verdi ve cildin, biçimin ve rengin altında gizli olan güzelliği görmeyi öğretti.
Gerçek çekicilikleri ve hoşlukları görünene kadar çirkin denen insanlar hakkında uzun uzun düşünmem için beni eğitti.
Ruhumun öğüdüne kadar Güzelliği iki sis kolonu arasında titreyen bir meşale gibi görürdüm.
Şimdi sis kayboldu, alevlerden başka bir şey görmüyorum.
Ruhum bana vaaz etti ve dilin, gırtlağın ve dudakların çıkaramayacağı sesleri dinlemeyi öğretti.
Ruhum bana vaazedene kadar gürültü ve feryattan başka bir şey duymazdım.
Ama şimdi Sessizliği daha kolay duyuyor, Görünmeyen‘in sırlarını haykıran çağların ilahilerini ve gökkubbenin şarkılarını dinliyorum.
Ruhum bana vaaz etti ve sıkılmamış, hiçbir elin ve dudağın dokunamayacağı kadehlere hiçbir zaman doldurulamayacak şarabı içmeyi öğretti.
Ruhum bana vaazedene kadar susuzluğum bir yudum suyun söndürdüğü küller altında gizlenmiş belirsiz bir kıvılcım gibiydi.
Ama şimdi arzum kadehim, duygularım şarabım, yalnızlığım sarhoşluğum oldu ;
artık bu dindirilemeyen susuzluğumda sonsuz sevincimi yaşıyorum.
Ruhum bana vaaz etti ve insan biçimine girmemiş olana dokunmayı öğretti ;
dokunduğumuz her şeyin arzumuzun parçası olduğunu gösterdi.
Ama şimdi parmaklarım, evrendeki Görünmeyen'le birleşen şeye karışan sise dönüştü.,
Ruhum beni mersinden ya da tütsüden yayılmayan kokuyu solumam için eğitti.
Ruhum bana vaaz edene kadar bahçelerdeki, şişelerdeki ya da buhurdanlıklardaki kokulara ihtiyacım vardı. Ama şimdi adaklar ya da kurbanlar için yakılmamış olan tütsülerin de kokusunu alabiliyorum.
Ve yüreğime boşluğun neşeli esintileriyle hiçbir zaman sürüklenmeyecek kokuları dolduruyorum.
Ruhum bana vaaz etti ve görünmezlik ya da tehlike çağırdığında,
"hazırım" diyebilmeyi öğretti.
Ruhum bana vaazedene kadar tanıdıklarım dışında haykıranların sesine ses vermezdim ve kolay ve düz yollar dışındakilerde yürümezdim.
Şimdi, Görünmezlik, Görünmezliğe ulaşmak için koşturabileceğim bir at oldu;
düzlükler doruğa tırmanacağım merdivene dönüştü.
Ruhum benimle konuştu ve dedi ki,
"Zaman‘ı, ‘dün vardı, yarın da olacak' diyerek ölçme"
Ve ruhum benimle konuşana kadar Geçmiş‘i hiçbir zaman tekrarlanmayacak,
Geleceği de asla ulaşılamayacak bir çağ olarak hayal ederdim.
Şimdi şu anın bütün anları kapsadığını ve içinde umut edilebilecek, yapılabilecek ve anlaşılabilecek her şeyin bulunduğunu anlıyorum.
Ruhum bana vaaz edip boşluğu, "burası, orası ve şurası" diye sınırlamamam için beni uyardı.
Ruhum bana vaaz edene kadar yürüdüğüm yerin boşluğun diğer yerlerinden uzak olduğuna inanırdım.
Şimdi bulunduğum yerin her yeri içerdiğini ve yürüdüğüm mesafenin bütün mesafeleri kapsadığını anlıyorum.
Ruhum beni eğitti ve başkaları uyurken uyanık kalmamı öğütledi.
Ve başkaları çalışırken uykuya teslim olmamı.
Ruhum bana vaaz edene kadar uykumda ne onların düşlerini görürdüm, ne de onlar benim hayallerimi düşlerdi.
Şimdi onlar beni seyretmezken asla düş gemimle açılmıyorum,

onlar da ben özgürlüklerine katılmadıkça hayallerinde göklere yükselmiyorlar.
Ruhum bana vaaz etti ve dedi ki,
"Övgülerle kibirlenme, ayıplamalarla sıkıntıya düşme.
" Ruhumun öğütlerine kadar işlerimin değerinden kuşku duyardım.
Şimdi ağaçların ilkbaharda çiçeklenmesi ve
yazın meyve vermesi için övgülere gerek olmadığını biliyorum;
ve ayıplanmaktan korkmadan güzün yapraklarını döküp kışın çıplak kaldıklarını.
Ruhum bana vaaz etti ve ne cücelerden daha büyük ne de devlerden daha küçük olduğumu gösterdi.
Ruhum bana vaaz edene kadar insanlığı iki kişi olarak görürdüm ;
biri acıdığım güçsüz, diğeri izlediğim ya da direndiğim güçlü.
Ama şimdi her ikisi de olduğumu ve ikisinin aynı maddeden yapıldığını biliyorum.
Kaynağım, onların kaynağı; bilincim, onların bilinci; kavgam, onların kavgası.
Onlar günahkarsa, ben de günahkarım.
Onlar iyiyse bundan ben gurur duyarım.
Yükselirlerse onlarla yükselirim.
Hareketsiz kalırlarsa tembelliklerinden utanırım.
Ruhum benimle konuştu ve dedi ki,
"Taşıdığın fener senin değildir, söylediğin şarkı senin yüreğinde bestelenmedi,
ışığı taşısan bile ışık olamazsın, gitarın tellerini titreterek gitar çalamazsın.
" Ruhum bana vaaz etti kardeşim ve çok şey öğretti.
Çünkü sen ve ben BİRiz,
benim içimdekileri hemen ortaya dökmem ve senin içindekini bir sır gibi gizlemen dışında,
aramızda bir fark yok.
Ama senin sır saklaman da bir çeşit erdemdir.

-Halil Cibran-

Aforizmalar


''Bir cok ogreti pencere cami gibidir.
Hakikate oradan bakariz; ama bizi hakikatten ayirir.''

''Bir tur kavusmadir hatirlayis.
Unutus, bir tur ozgurluk.''

''Bana kulak ver; sana ses vereyim.''

''Hakikat parcalanamaz.''

''Kiskancin suskunlugu cok gurultuludur.''

''Gercekten buyuk insan odur ki, ne yonetir ne yonetilir.''

''Bana susmayi ver, gecenin hucumlarina meydan okuyayim.''

''Allah dusundu: ilk dusuncesi melekti.
Allah konustu: ilk konusmasi insandi.''

-Halil Cibran-

Aforizmalar



''Sozcukler, ne dili ne de kendilerine kanat takan dudaklari yaninda goturebilirler.
Yapayalniz dagilirlar bosluga ve yapayalniz ararlar yasamin gucunu.''

''Dun,
hayat cemberinde duzensizce urpererek dalgalanan bir zerre oldugumu hayal ettim.
Oysa bugun,
...kesinlikle biliyorum ki, cember benim.
Ve hayat butunuyle
duzenli zerreler halinde benim icimde hareket ediyor..

''Yalnizca bir kez nacar kaldim:
"Sen kimsin?" diye soranin karsisinda.''

''Bana "seni anlamiyorum" demen, haketmedigim bir ovgu, haketmedigin bir yergidir.''

''Beni aldattiklarini anlamadigimi zannedenlerle dalga gecmek icin,
insanlarin beni oyuna getirip aldatmalarindan hoslanmam biraz tuhaf degil mi?''

''Kendini tanidigin olcude baskalarini yargilayabilirsin.
De bana hangimiz gunahkar, hangimiz masum?''

''Gozlerindeki ofkeli bakislarini dudaklarindaki tebessum yamasiyla ortmeye cabalayan kimse
ne kadar da budala!''

''Baskalarinin yanlisinin farkina varmaktan daha buyuk bir hata var mi?''

''Sen iki kisisin:
Biri karanlikta uyanik,
Digeri aydinlikta uyuyan.''

''Kalplerimizin sirlarini ancak kalpleri sirlarla dolu olanlar kavrar.''

-Halil Cibran-

Hayat


“Ve diyorum ki:
Hayat gercekten karanliktir istek olmadikca/
Ve tum istekler kordur irfan olmadikca/
Ve tum irfan bosunadir, bir isin mesgalen olmadikca/
Ve tum ugraslar bosunadir ask olmadikca/
Eger ask ile calisirsaniz baglanirsiniz birbirinize ve Tanriya./
Ask ile calismak nedir mi diyorsunuz?
Kumasi yureginizden cekilmis iplikle dokumaktir; Sevgiliniz giyecekmis gibi!”

-Halil Cibran-

Beraberlik


Sonra Almitra tekrar konustu: "Peki ya beraberlik?"
Ve o cevap verdi:

"Siz beraber dogdunuz ve hep oyle kalacaksiniz.
Olumun beyaz kanatlari, sizin gunlerinizi
dagittiginda da beraber olacaksiniz.''

''Siz Tanri'nin sessiz belleginde bile beraber olacaksiniz.
Fakat birlikteliginizde belli bosluklar birakin.
Ve izin verin, cennetlerin ruzgarlari aranizda dans edebilsin..''

''Birbirinizi sevin; ama sevgi bir bag olmasin,
Daha ziyade, ruhlarinizin sahilleri arasinda
hareket eden bir deniz gibi olsun.''

''Birbirlerinizin bardaklarini doldurun; ancak ayni bardaktan icmeyin..
Ekmeklerinizi paylasin; ama birbirinizinkini yemeyin..''

''Beraberce sarki soyleyin, dans edin, cosun;
fakat birbirinizin yalnizligina izin verin;
Tipki bir lavtanin tellerinin ayri ayri olup,
yine de ayni muzikle titresmeyi bilmeleri gibi..''

''Birbirinize kalbinizi verin; ama digerinin saklamasi icin degil;
Cunku yalnizca Hayat'in eli, sizin kalplerinizi kavriyabilir..''

''Ve yanyana ayakta durun; ama cok yakin degil,
Cunku bir mabedin ayaklari arasinda mesafe olmalidir;
Ve mese agaciyla, selvi agaci, birbirinin golgesi altinda buyuyemez."

-Halil Cibran- 'Ermis' Kitabindan..

Haz


Sehri yilda bir ziyaret eden bir munzevi soyle dedi: "Bize hazdan bahset."

O, konusmaya basladi:

"Haz bir ozgurluk sarkisidir,
Ama ozgurluk degil..
Haz, arzularin tomurcugudur,
Ama meyvesi degil..''

''Yukselisi cagiran bir derinliktir,
Ama ne derin, ne de yuksek olandir..
Kafestekinin kanatlanisidir,
Mekanla sinirlanmis degildir..''

''Haz, aslinda bir ozgurluk sarkisidir...
Bu sarkiyi tum kalbinizle soyleyin,
Ama sarkida kalbinizi yitirmeden..''

''Gencligin buyuk bolumu hazzi arar,
sanki haz hersey gibi; ama yargilanir
ve azarlanirlar.
Ben onlari ne yargilar, ne azarlarim. Birakin arasinlar..
Cunku onlar arayislarinda yalnizca hazzi bulmayacaklar.''

''Hazzin yedi kizkardesi vardir ve en kucukleri
bile hazdan daha muhtesemdir.
Bitki kokleri icin topragi kazarken hazine bulan
adamin hikayesini duymadiniz mı?''

''Aranizda daha olgun olan bazilari gecmiste yasadiklari hazlari,
sarhosken islenen yanlislar misali, pismanlikla hatirlar.
Fakat pismanlik aklin bulutlandirilmasidir, uslandirilmasi degil.
Onlar hazlarini minnetle anmalidirlar,
bir yazin sonundaki hasat gibi.
Yine de onlari unutmak rahatlatiyorsa,
birakin rahat kalsinlar.''

''Arayanlar kadar genc, hatirlayanlar kadar yasli
olmayanlar ise, ruhun gereklerini ihmal etmek veya
kabahat islemek korkusuyla hazdan sakinirlar.
Fakat onlari da yonlendiren hazdir;
bitki kokleri icin topragi titreyen ellerle
kazsalar bile onlar da hazineyi bulurlar.''

''Soyleyin bana, onlar kim ki ruhu gucendirsinler?
Bulbul gecenin sessizligini veya ates bocegi
yildizlari gucendirebilir mi?
Ve sizin atesiniz veya dumaniniz ruzgara yuk olur mu?
Nasil olur da ruhu, bir comakla karistirabileceginiz
sakin bir havuz gibi algilayabilirsiniz?''
''Cogunlukla, hazzi reddettiginizde asil yaptiginiz,
varliginizin gizli yerlerinde arzuyu depolamak olacaktir.
Bugun ihmal edilenin yarini beklemedigini kim bilebilir?''

''Ve bedeniniz, ruhunuzun muzik aletidir.
Ve guzel muzik veya anlasilmaz
sesler cikarmak size kalmistir.
Simdi kalbinize sorun:
'Bizim icin iyi olan hazla zararli hazzi nasil ayirabiliriz?'
Kirlara, bahcelere cikin; ogreneceksiniz ki ciceklerden
bal toplamak arinin hazzidir; balini sunmak ise cicegin..
Cunku ariya gore cicek yasamin kaynagidir.

Ve cicek icin ari sevginin ulagidir.
Ve ikisi icin ise, hazzin verilmesi ve alinmasi
bir gereksinim ve bir vecddir..''

''Hazlarinizda arilar ve cicekler gibi olun..."

-Halil Cibran- 'Ermis' Kitabindan..

Vermek


Sonra, varlikli bir adam konustu: "Bize vermekten bahset."
Ve o cevap verdi:

"Sahip olduklarinizdan verdiginizde,
cok az sey vermiş olursunuz;
Gercek veris, kendinizden vermektir.
Cunku sahip olduklariniz, yarin ihtiyaciniz olabilir
diye saklayip korudugunuz seylerden ibaret degil mi?''

''Ve yarin, kutsal sehre giden hacilari takip ederken, kemiklerini,
iz birakmayan kumlara gomen fazla uyanik bir köpege ne getirebilir?
Ve ihtiyac korkusu da, ihtiyactan baska birsey degil midir?
Kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak,
tatmin olamayan bir susuzluk gostermez mi?''

''Cok fazla seye sahip olup, cok az verenler, bunu gosteris isteyen gizli arzulari icin yaparlar,
ki bu da armaganlarini yararsiz kilar.''

''Ve bazilari vardir ki, cok az seye sahiptirler ve hepsini verirler.
Bunlar hayata ve hayatin definesine inananlardir, ve kasalari hic boş kalmaz.
Bazilari sevincle verirler, bu sevinc onlarin oduludur.
Bazilari ise istirap icinde verirler ve bu aci onlarin vaftizidir.''

''Ve bazıiari vardir ki, ne vermenin acisini hissederler,
ne sevinc ararlar, ne de bir erdemlilik dusuncesi tasirlar;
Onlar, su vadideki mersin agacinin kokusunu salisi gibi verirler.
Boyle kisilerin ellerinde Tanrıi dile gelir ve onların gozlerinden Tanri, dunyaya gulumser.
İstendigi zaman vermek guzel bir davranis olabilir; fakat
istenmeden, ihtiyaci hissederek vermek cok daha anlamlidir.''

''Ve comert olan icin, verecek kimseyi aramak, veris olayindan daha fazla sevinc getirir.
Vermekten alikoyacaginiz herhangi bir sey olabilir mi?
Sahip oldugunuz her sey bir gun verilecektir.
Oyleyse Simdi verin ve vermenin hazzini
mirascilariniz degil siz yasayin..''

''Cogunlukla soyle dersiniz:
'Verecegim, ama hak edeni bulabilirsem.''

''Ne koruluktaki meyve agaclari boyle dusunur, ne de cayirdaki suruler.
Onlar, saklandiginda curuyecek olani, yasayabilsin diye verirler.
Herhalde kendisine gunler ve geceler verilmesini hak eden
bir kisi, sizden gelebilecek seyleri de hak eder.''

''Ve hayat okyanusundan icmeye hak kazanmis bir insan,
sizin kucuk irmaginizdan da bir bardak su alabilir.
Faydasindan ote, kabul etmenin gerektirdigi cesaretten ve
guvenden daha buyuk bir deger var midir?''

''Ve siz kim oluyorsunuz da, onlarin goguslerini yirtarak
gururlarini korunmasizca ortaya seriyor, sonra da
onlarin degerlerini ortusuz ve gururlarini
utanmasiz olarak degerlendiriyorsunuz?''

''Once kendinizi vermeye hak kazanmis ve
verme olayinda bir araci olarak gorun.
Cunku gercekte herseyi veren hayattir
ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediginizde,
sadece bir tanik oldugunuzu unutuyorsunuz.''

''Ve siz alicilar, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz,ne kendinize
ne de size verene bir boyunduruk yuklememek icin,
hic bir minnet hissi tasimayin.
Bunun yerine, armaganlari kanat yaparak,
verenle beraber yukselin;
Cunku borcunuzu gereginden fazla abartmak,
annesi ozgur yurekli dunya,
babasi evren olan comertlik olgusundan
suphe etmek demektir..."
-Halil Cibran- 'Ermis' Kitabindan..

İyi ve Kotu

Ve sehrin yaslilarindan biri, "Bize iyilik ve kotulukten bahset." dedi.

Ve o cevap verdi:
"Yalnizca icinizdeki iyilikten bahsedebilirim, kotulukten degil.
Cunku kotuluk, kendi aclik ve susuzlugu icinde
azap ceken iyilikten baska ne olabilir ki?''

''Gercekten de iyilik, aciktiginda en karanlik magaralarda bile
yiyecek arar ve susadiginda kirli, durgun sulardan bile icer.
Siz, kendinizle bir oldugunuzda iyisiniz; bununla birlikte,
kendinizle bir olmadiginizda, kotu degilsiniz.''

''Cunku parcalanmis bir aile eskiyalarin ini degildir;
sadece parcalanmis bir ailedir.''

''Ve dumensiz bir gemi, tehlikeli adalar arasinda
amacsizca dolasir durur, ama dibe batmaz.''

''Siz, kendinizden bir seyler vermeye cabaladiginizda iyisiniz;
Kendiniz icin bir kazanc saglamaya calistiginizda ise,
kotu degilsiniz.''

''Cunku, bir sey kazanmak icin ugrastiginizda, topraga tutunan
ve onun gogsunde beslenen bir kok gibisiniz.
Dogaldir ki, meyve koke
'Benim gibi, olgun, dolgun ve bol bol veren ol..' demez.
Cunku, almak nasil kok icin bir ihtiyacsa,
meyve icin de vermek bir gereksinimdir.''

''Konusurken tamamen uyaniksaniz, iyisiniz.
Ama, diliniz anlamsizca kekelerken uyukluyorsaniz, kotu degilsiniz;
Ve surcen bir konusma bile, zayif bir dili guclendirebilir.
Amaciniza dogru saglam ve cesur adimlarla ilerlediginizde iyisiniz;
Fakat oraya topalliyarak gittiginizde de, kotu degilsiniz.
Cunku topallayanlariniz bile geri gitmez.
Fakat guclu ve hizli olanlariniz, incelik gosterin ve topal birinin yaninda asla topalllamayin.''

''Siz, sayisiz konuda iyisiniz ve iyi olmadiginizda ise, kotu degilsiniz.
Sadece oyalaniyor ve tembellik ediyorsunuz.
Ne yazik ki, geyikler kaplumbagalara cevikligi ogretemiyor.
İyiliginizin, ustun beninize duydugunuz ozlemde sakli ve bu ozlem herbirinizde mevcut.
Ancak bazilarinizda bu ozlem, yamaclarin gizemini ve ormanin ezgilerini tasiyarak, buyuk bir gucle
denize dogru akan bir sel gibidir.
Ve digerlerinde ise, donemeclerle ve kavislerle yolunu kaybeden,
kiyiya ulasmadan once oyalanip duran durgun bir irmaga benzer.
Yine de ozlemi fazla olanin, az olana,
'Neden bu kadar yavassin, neden durakliyorsun?' demesine izin vermeyin.''

''Cunku gercekten iyi olan, ne ciplak birine, `Neden elbisen yok?'
diye sorar, ne de evsiz olana 'Evine ne oldu?' der."

-Halil Cibran- 'Ermis' Kitabindan..

Kirik Kanatlar


Yirmi yaşımdayken annem bana şöyle demişti:

- Manastıra girseydim, hem kendim, hem başkaları için en iyisini yapmış olacaktım.
- Eğer manastıra girmiş olsaydın ben dünyaya gelmezdim, dedim.
- Dünyaya gelmen daha önce kararlaştırılmıştı oğlum, dedi.
- Evet ama, dünyaya gelmeden çok önce seni annem olarak seçmiştim ben, diye karşılık verdim.
- Dünyaya gelmeseydin cenette bir melek olarak kalacaktın, dedi.
- Ama ben hâlâ bir Meleğim, diye cevaplardım.
Gülümsedi ve dediki ' Kanatların nerede peki? '
Elini tutup omzuma koydum ve ' Burada ', dedim.
' Kırılmışlar ', dedi.
Bu konuşmadan dokuz ay sonra, annem dönülmez ufukta yitip gitti. Ama 'kırılmışlar' sözü içimde yankılanmaya devam etti...


Bana mutluluktan söz etme; anısı beni mutsuz ediyor.
Bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor; ama bana, sana,
Cennet' in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim;
seni bir annenin yegane bir çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun.
Aşk seni kendimden dahi korumayı öğretti bana.
Beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temizlenmiş o aşktır.
Aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için içimdeki arzuyu öldürüyor. Sınırlı aşk, sevdiğini sahiplenmek, sınırsız aşk ise sadece kendini ister.
Gençliğin saflığı ve uyanışı arasına düşen aşk kendini sahiplenme ile tatmin eder ve sarılmalarla büyür.
Ama gökkubbenin kucağında doğan ve gecenin sırlarıyla inen aşk, edebiyat ve ölümsüzlükten başka hiçbir şeyle huzurlu olamaz;
İlahi varlık dışında hiçbir şeyin önünde hürmetle eğilemez.

-Halil Cibran- 'Kirik Kanatlar' Kitabindan..

Sevgi


"Bize sevgiden bahset..." dedi.

Ve o basini kaldirdi, insanlara bakti
Uzerlerine sinen derin dinginligi duyumsadi.
Ve yuksek bir sesle konusmaya basladi:

"Sevgi sizi cagirinca, onu takip edin,
Yollari sarp ve dik olsa da..''

''Ve kanatlari acildiginda, birakin kendinizi,
Telekleri arasinda sakli kilic, sizi yaralasa da..
Ve sizinle konustugunda, ona inanin,
Kuzey ruzgarinin bir bahceyi harap edisi gibi,
Sesi tum hayallerinizi darmadagin etse de..''

''Cunku sevgi sizi yucelttigi gibi, carmiha da gerer.
Sizi buyuttugu olcude, budayabilir de..
En yukseklere uzanip, Gunes'le titresen en hassas dallarinizi oksasa da,
Koklerinize de inecek, ve onlari sarsacaktir,
Topraga tutunmaya calistiklarinda..
Misir bicen disliler gibi sizi kendine ceker;
Ciplak birakana kadar dover, harmanlar;
Kabuklarinizi, coplerinizi ayiklar, eler..
Bembeyaz olana kadar ogutur sizi;
Esneklesene kadar yogurur;
Ve Tanri'nin İlahi sofrasina ekmek olasiniz diye,
Sizi kendi kutsal atesine savurur..''

''Sevgi butun bunlari,
Kalbinizin sirlarini bulasiniz diye yapar,
Ve bu bilis, Hayat'in kalbinin bir cuzzunu yaratir..
Ancak korkunun kiskacinda,
Salt sevginin huzurunu ve hazzini ararsaniz,
O zaman ortun ciplakliginizi,
Ve sevginin harman yerine adim atin..''

''Adim atin, kahkahalarin tumunun olmadigi,
Sadece gulebileceginiz mevsimsiz dunyaya,
Ve aglayin, ama tum gozyaslarinizla degil..''

''Sevgi hic birsey sunmaz, sadece kendisini,
Hicbir sey kabul etmez, kendinde olandan gayri..''

''Sevgi sahip cikmaz, sahiplenilmez de;
Cunku sevgi, sevgi icin yeterlidir, tumuyle..''

''Sevdiginizde, "Tanri benim kalbimde," yerine,
Soyle deyin, "Ben kalbindeyim Tanri'nin .."

''Ve sanmayin yon verebilirsiniz sevginin akisina,
Cunku sevgi, yolunu kendi cizer,sizi deger buldugunda..
Sevgi bir sey istemez, tamamlanmaktan baska..''

''Fakat seviyorsaniz ve ihtiyaclarin arzulari varsa,
Birakin bunlar sizin de arzulariniz olsun..''

''Erimek ve akmak, geceye sarkilar sunan bir dere misali,
Sefkatin fazlasinin verdigi aciyi bilip,
Kendi sevgi anlayisinla yaralanmak,
Ve kanamak, yine de istekle ve coskuyla..''

''Safak vakti kanatlanmis bir gonulle uyanmak,
Ve bir sevgi gunune daha, tesekkurle uzanmak..
Sessizce cekilmek ogle vakti, sevginin vecdini duymak,
Aksamin cokusuyle de, eve huzurla donmek..
Ve uyumak, kalbinde sevgiliye bir dua,
Ve dudaklarinda bir sukur sarkisiyla.."

-Halil Cibran- 'Ermis' Kitabindan..

Kendini Bilis


"...Ve bir adam soyle dedi: "Bize kendini bilisden bahset.
"Ve o cevap verdi:"Kalbiniz gecelerin ve gunduzlerin sirrini sessizce bilir.
Ancak kulaklariniz, kalbinizin bilgisini isitmek icin deli olur.
Dusuncelerinizde daima bildiğinizi, kelimelerde de bileceksiniz.
Ruyalarinizin ciplak bedenine parmaklarinizla dokunabileceksiniz.
Ve boyle de olması gerekir.
Ruhunuzun sakli kaynagi yukselmeli ve cagildayarak denize dogru kosmali;
Ve o zaman, sonsuz derinliginizin hazineleri gozlerinizin onune serilecektir.
Ancak bilinmeyen hazinenizi tartmak icin tarti aramayin;
Ve bilginizin derinligini degnekle veya iskandil ipiyle olcmeye kalkmayin.
Cunku kisi, olcusuz ve sinirsiz bir deniz gibidir.
'Tek dogruyu buldum' degil, 'Bir dogruyu buldum' deyin.
'Ruha giden yolu buldum' degil,
'Kendi yolumda yururken ruhu buldum' deyin.
Cunku ruh, her yolda yurur.
Ruh ne bir cizgi uzerinde yurur;
ne de bir kamis gibi dumduz buyur.
Ruh, sayisiz tac yapraklari olan
bir lotus ciceği gibi acilir."

-Halil Cibran- 'Ermis' Kitabindan..